Oyun, Oyunlaştırma ve Oyun Temelli Öğrenme Üzerine - 1

Oyun, Oyunlaştırma ve Oyun Temelli Öğrenme Üzerine - 1

Bu, arkeologlar tarafından yaklaşık 7.500 yıl önce yapıldığı tahmin edilen dünyanın en eski oyuncaklarından biri olan çamurdan yapılmış bir oyuncak araba. Şu an Mardin Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen bu oyuncak bizlere çok önemli bir gerçeği sunuyor; oyunlar insanlık tarihi kadar eski.

 

Peki, insanlar neden oyun oynar ve özellikle günümüzde neden bu konu bu kadar etkili bir şekilde?

 

Aslında oyun sadece insanlara mahsus değil, diğer canlıların da hayatlarında barındırdıkları önemli bir olgu. Çocuklar oyunları kendilerini ifade etmek ve yaşamı deneyimleyerek öğrenmek için oynarken, yetişkinlerde ise bu durum keyifli zaman geçirme, stresten kurtulma ve kendilerine zaman ayırma gibi özelliklere sahiptir.

 

Dijital çağın getirileri ile her an her yerde oynanabilir olması sebebiyle de artık oyunlara yüklenen misyon artmış ve farklı amaçlar ile de kullanılmaya başlanmıştır. Şirketlerin satışlarını artırmada, çalışanlarını seçmede, performanslarını artırmada önemli bir yeri olan oyun ve oyun elementlerinin kullanımı, eğitim ortamında öğrencilerin öğrenmeye yönelik motivasyonlarını artırmada ve tutumlarını geliştirmede etkin olarak kullanılmaktadır. Tabii ki oyun sadece dijital olarak algılanmamalı. Her türlü oyunun kendi içerisinde kazanımları ve deneyimleri vardır. Bu nedenle özellikle çocukluk sonrası oyun deneyimlerinde ve eğitsel nitelikte kullanılan oyunların, planlı ve iyi analiz edilmiş olması gerekmektedir. Özellikle dijital oyunları oynayan çocukların ebeveynlerine önemli sorumluluklar düşmekte ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Yavuz Samur’un da özellikle altını çizdiği üzere oyunların özelliklerinin ebeveynler tarafından iyice araştırılması gerektiğini ve hatta çocuklardan önce ve çocukları ile birlikte oynanmasını da tavsiye etmektedir.

 

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için önce oyun nedir onu net bir şekilde anlamak gerekmektedir. Oyun İngilizce olan “Game” ve “Play” kelimeleri ile iki şekilde nitelendirilse de Türkçemizde bu kelime sadece tek bir kelime olan oyun olarak kullanılmaktadır. Ancak anlamsal olarak bir farka sahiptir.

 

Oyun ( Play): Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan, amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik. (TDK Tanımı) Yani kısaca değerlendirmek gerekirse, çocukların bir araya gelerek oynadıkları herhangi bir oyun, bu oyun grubuna dahil edilebilir.

 

Oyun (Game): “Oyun, kendi başına kapalı ve kuralları belirlenmiş bir sistemde insanların eğlenmesi, sosyalleşmesi ve öğrenmesi gibi amaçları, belli hedefleri ve kazanma ile kaybetme gibi sonuçları olan bir uygulamadır.” Futbol örneğin bir oyundur (Game). Kuralları vardır. Sistemlidir ve belli bir hedefi vardır.

 

Bir oyun oluştururken belli kurallar konulur ve bazı elementler ile zenginleştirilir. Bu elementlere oyun elementleri denir. Oyun elementlerine örnek olarak; zaman sınırı, avatar, rozetler, ceza, puan, ödül, başarı, mücadele, liderlik tablosu gibi. Örneğin, hemen bir oyun oynayalım:Sonu “a” ile biten 10 ülke bulunuz ve yalnızca 1 dakikanız var!  Bu oyunca mücadele var, çünkü sonundaki harfi bulmak daha zorlayıcı. Hedef var, 10 ülke bulmak. Zaman sınırı var. Eğer sonunda kazanan ilk üçü açıklarsanız liderlik tablosu da var.

 

Tabi bir oyun tasarlarken Mihaly Csikszentmihalyi’nin akış teorisine dikkat etmek gerekir.  Bu teoride, oyunun ilerlemesinin çok kolay yapılmayacak kadar zor, yapamayacağım hissi vermeyecek kadar kolay olması gerekmekte ve bu durumun oyunu oynayanları oyuna bağlayan en önemli durumlardan biri olduğunu söylemektedir.

 

Çünkü kolay yaparsa sıkılma duygusu ile oyundan vazgeçerken, aşırı zor oyunlarda ile panik hissi ile birlikte başarısızlık duygusundan dolayı vazgeçecektir. Kendi oyun deneyimlerinizde de bunu gözlemleyebilirsiniz. Mesela bir oyun oynarken “ah be!” deyip, başarmaya çok az kalmışsa bu oyun sizi tekrar tekrar oynamaya teşvik edecektir. Hepinizin yüzünde bir tebessüm ile bu “ah be!” sesini yaşadığınız oyunu hatırladığınıza eminim.

 

Yrd. Doç. Yavuz Samur, eğitimde oyun temelli öğrenme yaklaşımını kullanırken dikkat edilmesi gereken konuların altını çiziyor. Özellikle okul öncesi ve ilkokul seviyesinde rekabetçi ortamların oluşturulmamasının önemini vurguluyor. O nedenle, eğer öğrenme ortamlarınızda oyun ve oyunlaştırma kullanacaksanız, en az iki kere düşünmeniz gerekiyor. Ayrıca Sayın Samur, oyun temelli yaklaşımın öğrencilerin motivasyon ve derse tutum gibi açılardan öğrencileri olumlu şekilde etkilemekte olduğunu belirtirken, etkili oyun tasarımları ile akademik başarının da artış gösterdiğini söylemektedir. Ancak, oyunlaştırmanın akademik başarılarında aynı seviye bir gelişimin şu an ki araştırmalarda ortaya konmadığı belirtmektedir.

 

Söz sırası oyunlaştırmaya geldiğinde ise oyunlaştırma en basit ifade şöyle tanımlanmaktadır: Oyunlaştırmada oyun yoktur, ortama oyun elementi dahil ederseniz. Burada amaç oyun olmayan ortama oyun elementleri ekleyerek motivasyonu artırmak, hedefe konsantre olmak ve gönüllü katılımı sağlamaktır. 

 

 

 

GDN Blog Konuk Yazarı

Dinçer Demir

İngilizce öğretmeni olan Dinçer Demir, aynı zaman yüksek lisans eğitimini Eğitim Teknolojileri alanında tamamlamıştır. Eğitimde teknoloji kullanımı, Web 2.0 Araçları, 21. Yüzyıl becerileri, Etkili Yabancı Dil eğitimi, Biçimlendirici Değerlendirme ve Geribildirim, İletişim, Eğitimde Sosyal Medyanın kullanımı gibi alanlarda öğretmenler veren Demir, Eğitim Teknolojileri Zirvesinin de yürütme kurulunda alandaki çalışmalarına devam etmektedir.

 

 

Diğer Resmi Belge Yazıları


İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

TÜSİAD "Ne Okusam? Ne Olsam?" Projesi - Vedat Sarıgöl (Ürün Geliştirme Müdürü - Yapı Ürünleri)

TÜSİAD Ne Okusam Ne Olsam? - Musa Erkol/Eczacıbaşı Lincoln Electric

GDN'liler Anlatıyor: Can Çirişoğlu

TÜSİAD "Ne Okusam? Ne Olsam?" - Ayşe Öktem (Genel Müdür - Otomotiv)

Roche Tanıtım Filmi

Banu Onaral: Sağlık sektörünün geleceği

Özyeğin Üniversitesi Tanıtım Filmi 2013

İstanbul Aydın Üniversitesi Tanıtım Filmi (2012)